Basın Odası

Basında Biz;

SAĞLIĞIN YOLU

GÖBEK ÇAKRASI

Kuyruk sokumundan yukarıya çıktıkça yeni çakralar ile tanışıyoruz. 3.Çakramız Göbek Çakrası, Mide çakrası ya da Solar Pleksus olarak adlandırılır. Mide bölgesinde, göbek deliği ile göğüs kafesi arasında yer alır. Burası bedenin enerji merkezidir.

3. çakra mide, karaciğer, böbrekler ve bağırsakları kapsar. Sindiremediğimiz olaylar yaşadığımızda mide ve bağırsak enerjimiz bozulur. Ülser , gastrit, bağırsak sorunları, karaciğer sorunları, şeker hastalığı bu çakranın etkisindedir.

Sigara bağımlılığı ve kilo sorunlarının çözümü de bu çakradadır. Kararlarının arkasında duran, güçlü iradeye sahip insanların göbek çakrası güçlüdür. Bunun nedeni yaşam gücümüzü aldığım yer olması. Hatta Japonların harakiri (karınlarına kılıç sokarak intihar etmeleri) yaptıkları yer burasıdır. Yaşam enerjilerini öldürürler. Her pazartesi başlanan çarşamba biten diyetler, bir paket daha içeyim bırakacağım diyerek verilen sözler buradaki gücün dengeli çalışmasına bağlıdır.

Benimde kendimce aldığım kararlar oluyor, uygulamaya başlıyor bir yerden sonra zihnim devreye giriyor ve aynı mutsuz sonla bitiyordu. Sanki yapmak istediklerimi yapmamam için beni tutan bir şeyler vardı. Koşmak isteyip hızlandığında ayağında zincir olduğunu fark etmek gibiydi. Zaten ‘Türk gibi başla İngiliz gibi bitir’ cümlesini de duymuştum yapamadıklarımı çok üstüme almıyordum. Ta ki artık gerçekten koşmak isteyinceye kadar. Üşenme, vazgeçme, erteleme düşüncesi kaplamaya başladı beni ve her attığım adım için teşekkür eder oldum. Beni bir şekilde sonuca götürdü. Bazen üşengeçliğim tuttuğunda hatırlatırım kendime bu sözü. Birilerinin bir şeyler yapmasını bekleyip hayal kırıklığı yaşamak ve onları suçlamanın kendimi küçümsemek olduğunu öğrendim. Kendi gücümü küçümsersem herkes beni küçümser, önce yapabileceklerimi keşfetmek umuduyla çıktım yeni bir yola. Gün geçtikçe fark ediyorum ki bu gücü hissettin mi biraz bile olsa geriye dönemiyorsun artık o tadı alınca.

3. Çakranın yeterli çalışmadığı kişiler sürekli depresif, etrafındaki insanların kendi haklarındaki düşünceleriyle aşırı ilgilenen ve güvensiz düşüncelere sahip oluyor. Bu kişiler yalnız kalmaktan çok korkarlar. İnsanlar tarafından reddedilme korkuları yüksektir. Fazla çalışan 3. çakra ise tam tersi bir şekilde kişiler üzerinde otorite kurmayı seven, başkasının kendisi üzerinde hakimiyet kurmasına izin vermeyen, mükemmeliyetçi ve etrafındaki kişileri ezen bir karakter oluşturur. İdeal olanıysa bu çakranın dengeli çalışmasıdır. Böyle kişiler son derece huzurlu, kendine ve başkalarına saygılı, sosyal, neşeli bir karaktere sahiptir. Hayal güçleri geniş olup ikili ilişkilerde rahattırlar. Çevreleri tarafından seven, sevilen ve sorumluluk duygusuyla hareket eden kişilerdir.

Değerli taşı kaplan gözü, amber, topaz sitrindir. Çakranın rengi sarıdır. Kokuları bergamut, biberiye, lavantadır.

Olumlamaları: Güçlü biriyim. Görüyorum. Duygularımın ve deneyimlerimin farkında olarak yaşıyorum. Bu benim daha bilge olmamı sağlıyor. Gücümü ve otoritemi en doğal şekliyle hayata geçiriyor ve ifade ediyorum.

Ayakta dik bir pozisyonda durun. Ardından sert ve kalın bir kitabı karnınıza ve göbek deliğinize bastırır gibi açık olarak tutun. Nefes alırken kitabı karnınıza doğru itin. Nefes verirken, karnınız boşalacak ve bu aşamada kitabı sırta doğru çekin. 3. Çakra utançtan da tıkar. Utanç içinde

olduğunuz anılarınızı hatırlayın ve onları kabullenin kabullendikçe taşların ufalanıp derenin aktığını imajine edin. Sonra utandığın anıları aklınızdan uzaklaştırın. Sağlıkla kalın.

Deniz Türkkan – e-mail deniz.turkkan@hotmail.com

 

KÖK ÇAKRA

Kadim metinlerde “Yedi Mühür” ya da “Yedi Kutsal Salgı Bezi” olarak bilinen çakralardan kök çakra bu haftaki konumuz. İnsan ilişkilerine mesafe koyma, yetersizlik hissi, gereksiz ve yersiz takıntılar, yorgunluk, halsizlik, asabilik, kilo alma, kabızlık, kansızlık gibi sorunlar yaşıyorsanız bu belirtiler kök çakranızın dengesiz olduğunun habercisi .

Kuyruk sokumunun son kemiğinde yer alan bu çakra, bacaklar, ayaklar, kalın bağırsak, omurga ve sinir sistemini kontrol eder. Kendimizi bir yere ait ve emniyette hissetme bu çakranın enerjisiyle olur. Fırtınada ki bir ağacın kökü ne kadar sağlamsa hayatta kalma şansı artar. Tıpkı bizim zor zamanlarda hayat ile mücadelemiz gibi.

İlgili salgı bezleri böbrek üstü bezleriymiş. Adrenalin bunlardan birisi. Adrenalin böbreklerin işlevini yönetir, bağışıklık sistemi, vücuttaki enfeksiyon ve stresin, şeker metabolizmasının düzenlenmesinden sorumludur. Hastalanmak, hayat deneyiminin bir parçasıdır ve herkes bu deneyimden farkında olarak ya da olmayarak geçer. Bu sayede çare arar, iyileşmeye çabalar. Çünkü hepimiz hayatta kalmaya programlıyız. Kimi zaman hastalık bir ödül olur insana. Onu dönüştürebilen için değişim başlamıştır bir kez dönmek istemez geri bir daha.

Artık kendime duyduğum sevgi de, güvende şüphe hissettiğimde ve geleceğin getireceklerinden kaygı duymaya başladığımda hastalığa fırsat vermeden toparlanmam bu dönüşüm sayesinde galiba.

Hayattan tat alma isteği ile başlayan tatlı yeme güdüsündeki artışın hikayesinin insülin direncine kadar gittiğini öğrendiğimde kendime sorduğum soru ‘ne olursa şu andan keyif almaya başlarım’ oldu bu farkındalık ile.

Hatta bazılarımızın dünyanın dört bir yanına gitse de hiçbir yere ait olmadığını hissetmesinin en büyük çaresi bile içindeki köklenme eksikliği imiş. Çünkü nerede olursa olsun insan duygularını, zihnini ve kalbini de götürür gittiği yere.

Çatışmaları yönetebilmek, sabahları rahat kalkabilmek, kendimize ve inancımıza duyduğumuz güven ile yaşayabilmek, rahat uyuyup iyi iletişim kurabilmek, hayattan yiyerek değil yaşayarak tad alabilmek ve bir yere ait hissedebilmek kök çakramızın dengeli olduğunun habercisi.

Kök çakra için aynı zamanda baht kapısı, şans, kısmet de denirmiş. Şans boğaz çakrası ve kök çakrası olumlu şekilde birlikte çalıştıklarında oluyormuş. Rengi kırmızı tonları, kokusu gül, doğal taşları ; yakut, lal taşı, kan taşı, kırmızı jasper, dumanlı kuvarsmış.

Ağaçlara sarılan insanlar gördüğümde anlamsızca bakardım ama iyi geliyormuş kök çakra dengesine. Sonra bir de korkularımız ile yüzleşmek. Bir sorun ile karşılaştığımızda ‘Neden böyle oluyor yerine; ne olursa daha iyi olur ya da eksik olan ne’ gibi yapıcı sorular ile düşünmek dengeliyor kök çakrayı. Yapabileceğine inanmak yaptığın güzel şeyleri düşünmek başka bir zihin yardımı kök çakraya.

Bir de ritüellerden bahsetmek gerekirse

– Çekmecelerini düzenlemek

-Evini sirkeli su ile temizlemek

– Sıcak su torbasıyla uyumak

– Rengârenk, neşeli cıvıl cıvıl çoraplar giymek

– Yumuşak ayakkabılar giymek

-Şarkı söylemek ve dans etmek

– Banyo yaparken kendinizi sevdiğinizi söylemek

– Doğa da yürümek

– Meditasyon

Her an ama özellikle akşam yatmada önce kendinize söyleyeceğiniz olumlaması ise şöyle:

Şu an buradayım, hayatın akışına güveniyorum. Güven içinde olduğumu kabul ediyor ve şükrediyorum. Geleceğe güven ile bakıyorum. Hayat beni destekliyor. Hayattan keyif alıyorum. Kabul ediyorum, özgürüm, doyumluyum, yeterliyim.

Unutmayın sözler enerjidir her şey gibi sadece söyleyin ve inanın. Sonra bırakın gerçekleşsin. Sevgiyle kalın…

Deniz Türkkan – e-mail deniz.turkkan@hotmail.com

 

KALP ÇAKRASI

Vücudumuzda bulunan yedi çakradan Kalp çakrası bu haftaki konumuz. Kök Çakra, Sakral Çakra, Göbek Çakrası’ndan sonra Kalp Çakrasını inceliyoruz. İki göğsün arasında kalp hizasında olduğu için bu ismi almış. Etkisinde olan organları kalp ve akciğerler. Bağrımız dediğim bölgedeki bağışıklık sistemi elemanı timüs de etkilenen yerler arasında.

Konu kalp olunca daha bir derine inmek gerekiyor. Çünkü tüm duyguların merkezi diye geçiyor. Bir söylentiye göre gökyüzünün ve yeryüzünün birleştiği yer. O yüzden midir bilmiyorum ama kalbin titreşimi çok yüksek . Zaten zihne meydan okumasından belli değil mi? Bazen acıyor, bazen sızlıyor, bazen dışarı çıkacakmış gibi atıyor, bazen sanki atmıyor. Şiirlere konu olması ve uğruna şarkılar yazılması bu yüzden.

Enerjisi düzgün olduğunda başkalarını olduğu gibi kabul ediyor, beklentisi azalıyor insanın. Kaldı ki bitkilerden bile beklenti içindeyiz. Suladığımız bir çiçeğin açmasını, beslediğimiz hayvanın minnetini bekliyoruz. Gerçekten abartmış durumdayız. Birini olduğu gibi kabul etmeyi tehdit gibi algılıyor, ona yüz veriyormuşuz gibi suçluluk hissediyoruz. Ama işin aslı o kişiyi kabul etmek onunla olan görünmez ama hissedilir bağımızı kesmek, özgürleşmek demek.

Kalp Çakrasının aşırı çalışması sahiplenme, manik depresif bir yapı, koşullu seven ve sevgiyi alamayan insanlara dönüştürüyor. Bloke olması durumunda kişi başkalarına bağımlı hale gelir ve sürekli verme eğilimindedir. Aşırı vericidir. Kaygı düzeyi artmış, şüphe içindedir. Çok ciddi sağlık problemlerine de katkısı oluyor : Kalp rahatsızlıkları, dolaşım bozuklukları, solunum güçlüğü, bronşit, zatürre, astım, alerji, sırt, omuz ve kol ağrıları, uykusuzluk, depresyon, akciğer ve göğüs kanseri, M.S(multiple skleroz)

Kendimizi sevmekten başlamalıyız işe. Sonra bir halka gibi sevgiyi etrafa yaymak enerjimizi yükseltiyor. Bir süre sonra ‘Ben’ bilincinden ‘Biz’ bilincine geçmeye başlıyoruz. Peki markette sıra beklerken önümüzdeki arabayı doldurmuş bir kadın için bu sevgiyi nasıl hissedeceğiz? Gurmukh kitabında şöyle diyor: ‘O kadını sevebilirim fakat dürüst olmam gerekirse, daha çok sıkıldığımı itiraf etmem gerek. Bir dağda meditasyon yaparken sevgiyi hissetmek kolaydır. Fakat bunu markette yapabilmek daha büyük meydan okumadır.’

Kalp çakrasının doğal taşları yeşim, pembe kuvars kristali, turmalindir. Rengi yeşildir. Kokuları; gül, lavanta, ylang ylang, paptya, yasemin , melisadır.

Olumlamaları:

– Beni incitmiş olanların tümünü içtenlikle bağışlıyor ve böylelikle ruhumu evrenin iyileştirici gücü için açıyorum.

– Kendimi seviyor ve onaylıyorum.

– Kendime nasıl sevgiyle güleceğimi giderek daha iyi öğreniyorum.

– Yaşamın her anında içimde sevgi akıyor.

Her gün sahip olduklarımız için şükretmek, doğada bulunmak, meditasyon yapmak, çocuklarla, hayvanlarla (özellikle kuşlarla) bağ kurmak, yeşil ya da pembe giymek, insanlara sarılmak ve sarılmalarına izin vermek, sizi iyi hissettiren şarkılar söylemek, doğa için çalışmak, salata tüketmek, arp, org, flüt, zil ağırlıklı müzikler dinlemek kalp çakrasına iyi geliyor.

Sevgi belki de şu günlerde en ihtiyacımız olan duygu. Bu hafta kalp çakrası olumlamarı ile bir fakındalık yaşamanız dileğiyle sevgiyle ve sağlıkla kalın.

Deniz Türkkan – e-mail deniz.turkkan@hotmail.com

 

SAKRAL ÇAKRA

Kök çakradan sonra gelen ikinci çakranın adı sakral çakradır. Vücuttaki enerjinin sağlıklı geçişi için her çakranın açık olması önemlidir. Sıra Sakral çakraya geldiğinde bağlantılı organları şifalandırıp akabilmesi için yolu açık olmalıdır. Durağan su nasıl kir tutarsa akmayan enerji de vücutta rahatsızlıklara sebebiyet verir. Sakral çakra sağlıklı çalıştığında yaratım gücüne sahip, iyi ilişkiler kurabilen, cinsel hayatı yolunda, otoriteye karşı duran, savaşan, para akışı rahat birer ‘Benlere’ dönüşüyoruz. Yapılan araştırmalara göre eşler arasındaki en büyük sıkıntı para ve cinsellik. Yani ikinci çakra akışı düzeldiğinde bu alanlarda şifalanıyor.

İkinci çarka göbeğin dört parmak altında bulunur. Böbreküstü bezlerini çalıştırır. idrar sorunları, böbrek taşları, sırt bölgesinin alt kısımlarında ağrı, jinekolojik ve prostat problemleri, kısırlık bedensel rahatsızlıklarıdır.

Dışarıda yaşadığımız her çatışma aslında içeride yaşadığımız çatışmaların yansımasıdır. Ne zaman yaşadığımız olayların sorumluluğunu alıp içimizdeki yanını iyileştireceğiz işte döngüler çözülmeye o zaman başlıyor. Çünkü karşılaştığımız her döngü ikinci çakranın alanı. Aynı tür ilişkiler yaşamak, iş de tekrar eden sorunlar, arkadaş ilişkilerindeki benzer olaylar hepsi bir döngü.

Kendimi güçsüz hissettiğim, dünyadan zevk alamadığım, neşemi kaybettiğim dönemde şimdi anlıyorum ki İkinci Çakrada ki akışım sıkıntılıymış. Çünkü korkularım, kaygılarım, evet deyip pişman olduklarım, beklentilerim, kendime güvensizliğim bu çakramın enerjisini etkilemiş. Hayatın akıp gittiğini ve bu deneyimlerinde akıp gideceğini sadece alacağımı alıp gerisini orada olduğu yerde bırakmam gerektiğini unutmuşum. Sanırım korkularla yüzleşmeyi öğrenmek ve en önemlisi kendine dürüst olmak insan için en zoru.

Kişisel gelişim alanında çalışmaya ilk başladığım yıllarda fuarda stant açmıştık. Yanımızda helvacı standı vardı. İnsanlardaki samimilik helvacıdan sonra bizim standa yaklaşınca sorgulayıcı bakışlara dönüşüyordu. En sonunda bir amca geldi: ‘ Kızım ne yapıyosunuz siz burda’ dedi. Bende : ‘Senin adın ne amca?’ dedim. O da ‘Ayhan’ diye cevapladı. Bende büyük bir heyecan ile ‘İçindeki Ayhan ile tanıştırıyoruz’ dedim. Amca durdu: ‘Bakam ben İstiyom mu’ dedi ve o giderken arkasından bakakaldım. O zaman anladım ki insanlar kendi içlerindeki cesaret, korku, kaygı, yetersizlikten şikayetçi olsa da bunlarla yüzleşmek ayrı bir duygu. Amcanın sakral çakrası nasıldı bilmiyorum ama kimimiz böyle yaşamaktan mutluy(muş) gibiyiz.

Yaratıcılık sakral çakranın başka alanı. Evde bir annenin yaptığı pastadan tutun, teknolojik alet tasarımına, giymediğiniz giysiyi değerlendirmek hepsi yaratıcılık. Aslında hepsi birer mucize. Bhagvan Shree nin bir sözü geldi aklıma ‘Gerçekçi olun, bir mucize tasarlayın’.

Sakral çakranın rengi portakal rengi, kokusu ; gül, yasemin, doğal taşları; mercan, ay taşıdır. Olumlamaları;

– Benim için yaşamın akışına uyum sağlamak kolaydır

– Şefkati ve fiziksel teması tam zevk ve güvenle paylaşıyorum.

– Yaratıcılığım ve üretkenliğim artıyor

Sessiz bir odada gözler kapatılır. Odanın içinde mor bir ışık olduğu ve başımızın üzerinde toplandığı hayal edilir. Bütün vücut baştan aşağı sakral çakraya kadar mora boyanır ve sakral çakrada girdap halini alan ışık bütün olumsuzlukları alıp götürür. En son yukarıdaki olumlamalar söylenir.Başka bir yöntemde bol bol kalça çevirerek ritmi hissederek dans etmektir. Hepinize şifa olsun. Sağlıkla kalın…

Deniz Türkkan – e-mail deniz.turkkan@hotmail.com

 

ÇAKRALAR

Çakra kelimesini ilk duyduğumda çok gizemli geldi ve bir süre sonra kendimi o dönen gizemli enerjiyi araştırırken buldum.

Çakranın anlamı çark, tekerlek, dönüş. Bunlar bedenimizin ortasından geçen güçlü enerji istasyonları. Bazı insanların bunu kabul etmemesine karşılık krilian fotoğraf makinası enerjiyi resmetmeyi başarmış. Bu makine yapraktaki ve ya vücudumuzdaki enerjiyi fotoğraflayabiliyor(Bkz. Krilian fotoğrafları). Bilimin son hız ilerlediği bu dönemde Batı tıbbı da yüzünü tekrar Doğu’ ya dönmüş durumda. Yoga, çakra dengeleme, nefes, birçok doktorun uygulamaları arasına girmiş ve kongrelerde anlatılıyor.

Enerjinin bu merkezlerde çark gibi döndüğüne inanılıyor. Çakralarımız uyumlu dönmediğinde enerji akışımız bozuluyor. Bu da çeşitli hastalıklara davetiye demek. Aslında bu merkezlerin karşılık geldiği yerler endokrin bezlerimiz. Çakraların akışı sinir, stres, sigara, gürültü, dengesiz beslenme, kötü düşünceler , kirli hava ve psikolojik baskılar ile bozuluyor. Buralar bizim şarj olduğumuz merkezler. Dönüşleri bozuk olduğunda o bölge şarj olamıyor ve bağlantılı olduğu endokrin bezi etkiliyor. Bezlere bağlı organların işleyişi bozuluyor.

Bazen boğazımda bir düğüm olurdu ve anlamını bulamadığım bir sıkıntı yaşardım. Öğrendim ki boğaz çakramda sıkıntı varmış ve tiroidler bundan etkileniyormuş. Söylemek isteyip söylemediklerimin sıkıntısıymış meğer. Bu çakra fazla çalışıyorsa: Kendini beğenmiş ve kibirli, başkalarını kınayan bir insana dönüşüyormuşuz. Çakra dengede ise: şimdiki zamanı iyi kullanıyor anda yaşıyor, kendimizi doğru ifade ediyoruz. Yüksek frekanslı müzik dinlemek, turkuaz taşı takmak ,okaliptus ve adaçayı kokusu iyi geliyormuş. Her birinin rengi, aroması, doğal taşı , sesi ve yoga hareketleri var.

Hafta hafta bunları inceleyeceğiz.

Çakralar 7 tane. Bunlar:

1- Kök Çakra ( İhtiyaçlar)

2- Sakral Çakra (Arzular)

3- Güneş Sinir Ağı (Solar plexus)(Güç)

4- Kalp Çakrası (Birlik)

5- Boğaz Çakrası (İfade )

6- Üçüncü Göz (Aydınlanma)

7- Taç Çakra (Yükseliş)

Kendi imkanlarımız ile yapabileceğimiz en güzel çakra açma önerileri şöyle:

Beslenmemize dikkat etmemiz, yani dengeli beslenmemiz, bol su içmemiz gerekiyor. Doğa yürüyüşleri çok önemli. Çünkü doğa insanı nötrlüyor. Doğaya çıkamıyorsak leğene ılık su koyup, içine beş çorba kaşığı tuz, bir çorba kaşığı elma sirkesi ekleyip, ayaklarımızı o suyun içinde on dakika dinlendirmemiz gerçekten işe yarıyor. Aynı suyu dizlerden aşağı doğru masaj yapmak negatif enerji atmak için iyi bir yöntem. Tabi ki bir de meditasyon. Meditasyon anda kalma hali. Sakin bir yerde

rahat olacak şekilde oturun. O an içinde bulunduğunuz ortamı hissederek gözler kapalı karanlığa bakın. Yani zihni susturun. Sadece siz ve o an, yalnızsınız. Gelen görüntüler olursa geçip gitmesine izin verin. Bırakın aksın, tıpkı hayat gibi… Yatmadan önce 5 dakika ile başlayıp süreyi arttırabilirsiniz. Sabah kalış vaktinizi ayarlayarak meditasyon yapabilir, güne sakin bir zihin ile başlayabilirsiniz. Bu hafta çakra farkındalığını yaşamanız dileğiyle sağlıklı günler.

Deniz Türkkan – e-mail deniz.turkkan@hotmail.com

 

Manisa Olay Gazetesi – 4 Mayıs 2018 Cuma
Link: https://www.manisaolaygazetesi.com/yazar/deniz-turkkan/cakralar/

cakralar

 

Manisa Olay Gazetesi – 27 Nisan 2018 Cuma
Link: https://www.manisaolaygazetesi.com/yazar/deniz-turkkan/yoga-ne-ise-yaradi-/

yoga-ne-ise-yaradi

 

Manisa Olay Gazetesi – 12 Nisan 2018 Perşembe
Link: https://www.manisaolaygazetesi.com/gundem/karuna-yoga-manisada-/14993/

olay-gazetesi

 

 

 

 

 

 

 

 

Manisa Kulis Haber – 12 Nisan 2018 Perşembe
Link: http://www.sanalbasin.com/karuna-yoga-manisada-24560286/

manisa-kulis