Etiket arşivi bilinç

Shavasana

shavasana

Shavasana (Ceset)

Shavasana ceset demektir. Bu pozda beden sırt üstü ve tamamen rahatlamış şekilde yerde uzanırken zihin uyanıktır. Gözler kapalı,kollar iki yanda ve avuçlar açıktır.Beden bir ceset kadar hareketsiz bırakılır.

“İyi bir shavasananın en iyi işareti, derin huzur ve saf mutluluk hissidir. Shavasana egonun uyanık(tetikte) bir teslim oluş halidir.Kendini unutarak kişi kendini keşfeder.” B.K.S. Iyengar

shavasana-2

Doğu Hindistan Tanrısı Vishnu, ilk(en eski) sularda yüzen yılan Ananta’nın üzerinde uyuyor. Vishnu’nun uyanışı yaratımı ortaya çıkarır.

Bu noktayla birlikte, aday asanaların pratiğinde bağımlılığın, dayanışmanın ve etkileşimin ne kadar önemli bir rol oynadığını fark etmiş olur.Bağımlılık ve bağlılık özgürlüğün iki büyük engelidir.Ve aslında hiçbir zaman tam bir bağımsızlık yoktur; kendimle diğer insanlar arasında ve iç ve dış dünya arasında dayanışma vardır.Farkındalık sürecinde bu etkileşimler çok açık bir şekilde ortaya çıkar.Kendi kendine yapılan analiz kişiyi kendine çektirdiği acıdan kurtarır.

Özellikle  hayvanların gösterimiyle ve hareketleriyle adlandırılan asanalar insanoğlunun hiçbir zaman diliminde yaratımdan ayrı olmadığını gösteriyor. Ne aşağı bir hayvan krallığı var ne de yukarı bir insan krallığı ama her birimizin aynı anda hem geçmişi hem şimdisi hem de geleceği var. Hayvanların sembolik anlamları dünyanın bir çok yerinde mitolojik inanışlarda genişçe yansıtılmıştır. Bütün sembolik imgeler hayatlarımızın üzerindeki güce gebedir ve onlarla karşılaşarak büyük bilinmeyenle yüzleşiriz,ve bizim bilmediğimiz bütün bu bakış açılarının etkileşimi buradadır.

Shavasana, ölüm pozu, daha önce karşılaştığımız soruların aynılarını ortaya çıkarır, bu yolla zihnin karanlık sularında dolaşan en tehditkar düşünceleri keşfederiz. Yüzeye çıkmaları en çok korktuğumuz şeydir ama yüzeye çıktıkları zaman aslında ölüm düşüncesinin karşılandığı zamandır. Diğer asanaların pratikleriyle ortaya çıkmış olan muhteşem sezgiler ölüm düşüncesiyle cesur bir şekilde yüzleşmemize yardım eder.Ölüm gerçeği, tanıdığımız bir öldüğünde ve ölüme yaklaşıldığında deneyimlenmiştir. O zaman sağlıklı beden ve zihne olan bağımlılık öncekinden daha büyük bir önem taşımaya başlar.

Bu asananın beden ve zihin üzerindeki etkisi –gevşemeden teslimiyete, ölüme ve hatta ölümden sonraya – inanılmazdır. Eğer yaşayan bir ölü olmak istemiyorsanız , o zaman yaşam amacı belirlenmiş olmalıdır.Eğer yaşamınızda bir parazit değil de aktif bir katılımcı olmak istiyorsanız, o zaman yaşam ve ölüm arasındaki dinamik dayanışma bilinmiş olmalıdır ve bu ikisi yönetilen ve konsantre bir etkileşimle buluşmak zorundadır.

Bir kişi ne kadar uzun yaşar? Kim bilir? Peki ya henüz yaşanmamış olan yaşam? Orada hayata dair nasıl bir takdir var ve hayat ne sunar? Ölüm büyük ve zalim bir can alan mıdır? Yoksa acılardan kurtaran mı? Ölüm her şeyin sonu mu? Birden fazla hayat var mı? Ölüm gecenin günlerin arasında dinlenmesi gibi iki yaşam arasındaki bir dinlenme mi?

Meditasyonun sessizliğinde, bütün dürtüleri kapatmak için gözlerimizi kapatarak, yola devam etmek için bize yenilenmiş güç ve ilham veren içimizdeki güçlere açarız kendimizi. Ama ölümde deneyimlenen hareketsizliğin (istirahatin) ve karanlığın sihri yeni hayat amacının bulunmasında yeniden doğmak isteyen ruhun kendini adamasında ve henüz gerçekleştirilmemiş görevin tamamlanmasında gereklidir. Bu görev ne olabilir?-kendi evrimimizin seyriyle işbirliğindeki seçim, bütün insanların amacı olan zeka ve bilinçlilik evrimi.

Zeka belki de zihnin kendi usta tercüman bakışındaki en etkileyici özelliktir. Gerçekleşen bütün hayat deneyimlerinden hangileri zihin tarafından kabul edilmiştir. Hangileri reddedildi ya da yanlış yorumlandı? Bütün deneyimler duygusal dürtüler tarafından mı taşırıldı? Zihin kendi karakteristik özellikleriyle mücadele eder, bazen şüpheli olarak, bazen de zeki veya baştan savma. Zihin sansürleyebilir ya da somutlaştırabilir ama her zaman kendisi için avantaj olarak yorumlar. Her bir yaşamda bazı dersler öğrenilir ve diğerleri savuşturulur veya hatta tanınmaz. Unutkanlık zihnin en pratik karakteristik özelliğidir.

Shavasana: Ceset Pozu

Aşağı hayvan krallığı, yukarı insan krallığı, büyük bilinmeyen, tehditkar, korkutucu, sağlıklı, rahatlama, teslim olmak, ölümden sonra, yaşayan ölü, aktif katılımcı, parazit, zalim yaşam alan, acı dindiren, birden fazla yaşam, meditasyon, yenileme, yaşam amacı, tamamlanmamış görev, bilincin ve zekanın evrimi, şüpheli, zeki, baştan savma, eleştirici, somutlaştırma, unutkanlık.

Tabii ki herkes ölü bir bedenin artık direnmediğini bilir. Bütün hayatımızda dirençten kurtulmak için inanılmaz oranda enerji harcarız. Hatta uykumuzda bile rüya vasıtasıyla o eylemi geri yansıtarak direnç varlığını sürdürür. Shavasana sembolik ölüm deneyimi sağlar ve yeniden doğma ihtiyacına işaret eder.

Hepimiz bir gün öleceğiz; bu korkutucu gerçeği kim duymak ya da bilmek ister? Biliyoruz ki bu dönüşüm hepimizin kaderinde var.Bundan korkuyoruz ve buna rağmen yaşam ve ölümle bizim ilgili değillermiş gibi oynuyoruz.Bize açıkça kurtulmamız gereken bütün eski zihinsel duygusal kavramların ve parazit duyguların ölümünün gerçekliğini anlatan Muladhara (kök) çakradaki Devi’nin elindeki kafa tasını hatırlamamayı tercih ediyoruz.

İçimizdeki iyiliği, en iyi özelliklerimizi –sadakat, ahlak, dürüstlük- öldüren zihnin ölümcül oyunlarını durdursak ne olurdu? Rol yapan, aldatan, göz boyayan, çatışan kişilik yönlerimizin hepsini ölüme sunmaya karar verir miydik?

Zihnin bütün bu eski programlarından özgür bir hayatı hayal etmek mümkün mü? Eğer cevap hayırsa, o zaman ölüm hakkında en ağır basan düşüncenin korku olmasına şaşırmamalıyız.

Yaşam ölümcül oyunlarla doludur. Ölümcül oyunlar yaşam gücünü baltalayan, vaat edilmiş güvenlikle kandıran parazitlerdir. Ölümcül oyunlar öldürme istediğini ortaya çıkarır.Başlangıcını rekabetle yapar:

Rekabet kazanmak demektir.

Kazanmak savaşmak

Savaşmak öldürmek

Öldürmek de kazanmak anlamına gelir.

Ölümün kaç tane yüzü vardır? Ölümü şöyle değerlendir:

Bir kültürel fikir

Gururun son eylemi

Gurursuzluktan kaçma

Gururu yeniden sağlama eylemi

Görevin ahlaki kanunu

Yaşamdan daha önemli olma

Gemiyle beraber batma.

Ben gemimin –yaşamın ve ölümün- kaptanı mıyım?

Yaşam boyunca genellikle ihmal edilmiş küçük ama önemli uyarılar ortaya çıkar. Fiziksel güç, görme ve duyma yitimi ve vücudun bazı bölümlerindeki katılık bize ölümlü olduğumuzu hatırlatır. Kalan zamanı nasıl değerlendiriyoruz? Eğer sadece sadece en acımasız efendi olan egonun üstesinden gelebilseydik, yaşam hareketli olurdu. Bu Aziz Paul’un şu sözü söyleyerek anlatmak istediği şeydi; “Her gün ölürüm.” Egonun istekleri ve açgözlülüğünden vazgeçildikten sonra, kişisel istekleri memnun etme çabası azalır; yaşam, bir nefes temiz hava gibi, yeni bir canlılık kazanır. Kişiden –kaplumbağanın kabuğundan ya da akrebin iğnesindeki gibi- hayatta nerede durması gerektiğini bilen yeni bir birey doğar: Tadasana.

Shavasanada, rahatlayarak teslim olmak, bırakmaya izin vermek için ilk girişimdir. Zihin nefesin akışını takip ederken,zihinsel gölün dalgaları yavaş yavaş yatışır.

Devam eden pratiklerle duygular yavaş yavaş içe çekilir ve hareketsiz kalır. Hırs, bencillik, kibir bir anlığına dinlenmeye bırakılır.Dinlenme deneyimle anlamı genişleyen önemli bir kelime olur.Shavasana, ceset pozu, ölüme teslim olma ihtiyacına yeni bir anlayış katar.Dinlenmekte olan beden kendini tamir etmeye başlar.Yeterli dinlenme bedeni duyguların itici güçlerinden; ve zihnin hırslarından iyileşme imkanı sunar.Yararları –fiziksel, zihinsel, duygusal- olarak derindir.Bu huzur, sessiz ve içsel uyum durumunda kişi hem yaşamda hem de ölümde var olan Işığın varlığını hissedebilir.

Ben Kutsal Işık tarafından yaratıldım.

Ben Kutsal Işık sayesinde hayatta kalırım.

Ben Kutsal Işık tarafından korunurum.

Ben Kutsal Işık tarafından kuşatılırım.

Ben Kutsal Işık olurum.

shavasana-3

Ölüm ve yeniden doğum: Mısır tanrısı Osiris’in mumyası tahıl büyütüyor.

Referans Notlar: Ceset

1.”Ölüm geçici bir fenomenin geçici sonudur. Ölümle bir bireyin belirli bir varoluştaki fiziksel yaşamının, sıcaklığının ve bilincinin yok olması ifade edilir.Ölüm bir varlığın tam bir ölümlülük hali değildir.Ölüm bir yerde ölüp başka bir yerde doğmak demektir, geleneksel terimlerde anlatıldığı üzere;’ bir yerde doğan güneşin başka bir yerde batması’ gibi.” Narada, Abhidhamma’nın el kitabı,51

shavasana-1

2.Teslim olmak ruhsal yaşama liderlik etmek isteyen kişilerin esas olan eylemidir, birçok büyük ruhsal öğretmenin yazılarında görüldüğü gibi:

“Ne yaparsan yap, ne yersen ye, feda etmek için neyi sunarsan sun, ne verirsen ver, neyi zorlukla uygularsan uygula, Arjuna, bunu Bana sunar gibi yap.”( Bhagavad Gita, 9:27)

“Zihnini bana yönelt; Bana adanmış ol; Bana feda et; Bana boyun eğ; bütün benliğini bu şekilde benimle birleştirerek en yüce hedefini Ben olarak bana gelmelisin.”(Bhagavad Gita 9:34)

“Nasıl itaat edeceğini öğren. Böylece yalnızken yönetebilirsin.”(Sivananda, Guru ve Disiplin, 24)

Zaferin ışığı inanç, özveri ve teslimiyet yoluyla saflaşan zihnin aynasında parlar.(Ibid.,222)

Kendini teslim, ego duygusunu bırakmak demektir. Ego duygusu tamamıyla saf dışı bırakılana kadar, Tanrı’yı fark edemeyiz. Ego duygusu bizimle Tanrı arasındaki perdedir.Eğer perdeyi kaldırırsanız O olduğunuzu bilirsiniz.(Ramdas, Dünya Tanrıdır, 77)

Her kim ki Bana özveriyle sınırsızca açıkça teslim olursa, o kişi kendini kanıtlamak için gerekli olan her şeye sahip olur.(Tripura Rahasya, 182)

İsa ona dedi ki, eğer mükemmel olacaksan, git ve sahip olduklarını satıp fakirlere ver, ve cennette hazineye sahip olursun; ve gel ve beni takip et. Ama genç adam bunu duyduğunda, boynunu büküp gitti; çünkü çok malı mülkü vardı. Sonra İsa havarilerine dedi ki ; Doğrusu size diyorum ki bu zengin adam cennetin krallığına zor girebilir.Ve tekrar size diyorum ki bir devenin iğnenin deliğinden geçmesi zengin bir adamın Tanrı’nın krallığına girmesinden daha kolaydır.(İncil, Matthew 19:21-24)

Ve Meryem dedi ki, Dikkatle bak, Ben Tanrının en büyük yardımcısı,kuluyum; bana söylediğin gibi olsun.(İncil, Luke 1:38)

3.Kutsal Işık Duasının mantrası.Swami Sivananda Radha’ya bakınız:Kutsal Işık Duası.

shavasana-4

11. yy Buda’nın Parinirvana oyması

shavasana-5

Mısır’ın yaratma ve diriltme tanrısı Osiris, etrafında görkemli bir ağacın büyüdüğü lahitinde uzanır.Bu ağaç kralın sarayı için yapılan bir kolonun içindedir, ve böylece dirilme yoluyla ölümün üzerindeki zaferi sembolize eder.

 Çeviren: Demet FİLİZKAN

Yoga ve Faydaları

Yoga, kökeni Hindistan’a dayanan köklü bir felsefe, bir yaşam biçimidir. Amaç kişinin ruhsal ve bedensel yönden huzur bulmasıdır. Yoğun olarak omurgayı çevreleyen kaslar üzerinde çalışan yoga ile omurga uzar, esner ve güçlenir; gövdenin merkezinin dayanıklılığı artar, bu da tüm bedeni ve duruşu etkiler. Düzenli yoga ile kas tonusu ve güç artar, sürekli sandalye ve koltukta oturmanın zayıflattığı kaslar uyanmaya başlar; sırt ve kök kaslar güçlendikçe, hem yoga pozları içinde hiza, hem de günlük yaşamdaki duruş dönüşmeye başlar.

Yoga pozları, yani Asana’lar, güvenli bir şekilde kasları esnetir, kaslarda katılık, ağrı ve yorgunluğa sebep olan laktik asit serbest kalır. Eklem ve kasların hareket kabiliyeti artar, bedeni birarada tutan bağ doku güçlenir. Kronik ağrılarda ve kas gerginlikleri azalır.

Yoga uygulaması ile solunum sistemi iyileşir; göğüs kafesini çevreleyen kaslar güçlenir ve esner, akciğerlerin nefes kapasitesi artar. Farklı poz ve geçişlerin etkisiyle kalp ve kan dolaşımı desteklenir, hormonlar dengelenir ve bedenden yoğun bir toksin atımı gerçekleşir. Yoga, iç salgı bezleri ve organlara derinlemesine masaj yapar, bu dokular uyarılır ve dengelenir. Yogada dikkat ve odaklanma, denge pozlarında ve bedensel hiza araştırması içinde zamanla artar.

Yoga uygulamasında stres hormonu olan kortizol ve adrenal bezlerdeki strese yanıt veren hormonlar azalır, parasempatik sinir sistemi devreye girer ve bedende dinlenme hissi uyanır. Düzenli yoga uygulaması stresi azaltır, zihne bir dinginlik ve açıklık getirir. Kişi yaşamda zorlandığı durumları daha kolay idare etmeye başlar, düşünce, tepki ve hislerinin daha çok farkına varır. Uyku problemleri ve stres bağlantılı sıkıntılar rahatlayabilir.

Yogadaki nefes çalışmaları ve uygulamayla artan duygusal farkındalık da kişiyi duygusal açıdan dengelemeye başlar. Uyanan bütünlük ve birlik hisleri ile ve kişi daha merkezinde hisseder, kendisi ve yaşamla olan ilişkisinde bir rahatlama yolu açılır.

Yoga uygulaması sırasında nefesi, hareketi, içimizdeki his ve eğilimleri izlemeye, fark etmeye, bedenin ve zihnin doğasını algılamaya başlıyoruz. Kendimize daha yakından bakabilmek, kendi gerçeğimizi görmemize alan veriyor. Yoga matı üzerinde yaşadığımız her farkındalık ve rahatlama, günlük yaşamdaki tutum ve tepkilerimize de etki ediyor.

Büyük hocaların söylediği gibi, sözcükler yoganın gerçek değerini anlatmakta yetersiz kalıyor, yoga ancak deneyimlenebiliyor. Sizi, bizle yogayı deneyimlemeye davet ediyoruz!

Neden Yoga Yapıyoruz?

Aslında beden içindeki her hücrenin gelişmeye ve büyümeye ihtiyacı var.

Sınırlandırılmış ve bastırılmış hissettiğimiz de mutsuz oluruz. Her insanın içine tam ve özgür olma isteği vardır.

Belki ne olduğumuzu, kim olduğumuzu tam bilmiyoruz. Kendimizi karmaşık tatminsiz hissediyoruz. Ama hisler bizi daha tam olmamız için bir yola sürükleyebilir. Buna nasıl cevap veriyoruz?

Kendi içimizde bir cevap bulabiliriz. Hayat; bilinç, akıl ve duyarlılığa bağlı. Bu akıldan faydalanabilmek için onun dilini öğrenmemiz ve anlamamız gerekiyor. Zeka ile direk bilinçli metadolojik şekilde ilişkiye girmemiz gerekiyor. Yoganın anahtarı hissetmekte yatıyor. Hissetmek bizi zihne karşı koruyabilir. Zihin ile yakınlaşmamız gerekiyor. Hissetmek bu ilişkinin anahtarını ve özünü oluşturuyor.

Yoga yaparken hissetmek ile bir ilişki kuruyoruz. Amacı kim olduğumuz ve ne olduğumuzla yakınlaşmak. Beden, zihin ve ruh bütünlük içindedir. Ve bu bütünlüğü deneyimlemek, keşfetmek, anlama ve onurlandırmak yoga aracılığı ile mümkün oluyor. Bu bütünlük içinde ikililik kavramları yok oluyor. Hassasiyet ve duyarlılığa davet ediyoruz. Ve var olan bütünlüğümüze yeniden erişmeye başlıyoruz.

Beden an ve an his üretiyor. Bir his hissettiğin zaman artık biliyorsun ki gerçek bir şey ile meşgulsün. Bu şey şimdi de oluşuyor, bu şey şimdide burada mevcut. Yoganın zihin ve zekasına erişmekten başka bir gündemi yok. Olan ne varsa yogayı gerçek kılıyor.

Çoğu zaman yüzümüze bir tebessüm ifadesi getiriyoruz. Gülümsememiz gerekmediği halde, bazen yalan söylemek için gülümsüyoruz. Sosyal olarak yalan söylemeye teşvik ediliyoruz. Dürüst olmamaya alışkanlık olarak şartlandırılıyoruz. Duyarlı ve dürüst müyüz araştırmasına yoga aracılığı ile girmeye çalışıyoruz. Araştırma içinde doğal olarak daha dürüst olmaya başlayacağız; hayatın özünde yatan dürüstlük.

Bedenimize bedenimizi onurlandırarak yaklaşmamız gerekiyor.

Bedenimiz hayatımızın bir ifadesi ve aynası… ve hareket etmeye programlanmış. Hareket eylemin temelini oluşturuyor. Sabitlik hareketsizlik demek değildir. Hayat ölüm demek değildir. Hayat ölüm üzerine inşa olmuştur o başka… Sabitlik öldüğün zaman gerçekleşir. Hareket sabitliğe açılan bir kapı aralığı, bir giriş… Hareket vasıtası ile hisler üretiyoruz ve hareket sayesinde hislerimiz ile samimileşiyoruz. Bedenin zekasını onurlandırdıkça aslında hayatı onurlandırıyoruz. Sabitlik sessizliktir… ve yoga yaptıkça olan ne varsa daha rahat olmaya başlıyoruz…

Böylece daha özgür ve tam bireyler olmaya adım atıyoruz…